Deneme Yazılarım

FIRSAT KUŞ GİBİDİR BAŞINA KONARSA BIRAKMA UÇARSA YAKALIYAMZSIN

GEÇMİŞTEN ALACAKLIYIM GELECEKSE BANA BORÇLU

BİR SÖZLEŞMEYLE BAĞLANDIK BİRBİRİMİZE İKİMİZDE ESİR OLDUK ÖZGÜRCE

GÖLGEME KEFİLİM AMA GÜNEŞ BATINCAYA KADAR

BİR MİĞDE BİR BEYNİ BİR BEYİN BİN MİĞDEYEYİ BESLER

ÖZGÜN HER FORM YENİ BİR ÜLKE KEŞFETMEK KADAR ÖNEMLİDİR.

ETKİN BİLDİKLERİNİN SINIRI İLE SINIRLIDIR

EN MUTLU SEVGİLİ MÜDEHALESİZ SEVGİLİDİR

GÖK GÜRLEMESEYDİ BULUTLAR AĞLAMAZDI

ÖLÜME BEŞKALA RÜYASI BİLE GÜZELDİR ÖZGÜRLÜĞÜDÜR

GERÇEKLER ÖĞRENİLECEK ZAMANA KADAR ÇOK ACILAR ÇEKİLİR

İSTEK GÜCÜN KAYNAĞIDIR

HİÇ BİR SÖZ HİÇ BİR EYLEMİ TAM İFADE EDECEK GÜÇTE VE YETERLİLİKTE DEĞİLDİR

YALAN SİLAHI ÇOK GÜÇLÜDÜR AMA HEP GERİ TEPER

KOŞMAK İSTİYORSAN ÖNCE YURUMESİNİ ÖĞREN

YAŞAMAK ÖNCESİYLE SONRASI ARASINDA OLAN ZAMANDIR

YAŞADIĞIN GİBİ DEĞİL DÜŞÜNDÜGÜN GİBİ YAŞARSAN  ÖZGÜRSÜN

OKUMAYA ZAMAN AYIRMIYORSAN KENDİNE NE ZAMAN AYIRACAKSIN

SÖYLEDİKLERİNDEN DEĞİL SÖYLEYEMEDİKLERİNDEN PİŞMANLIK DUYUYORSAN ÖZGÜR DEĞİLSİN

TEKRARLAR ALIŞKANLIKLARI ALIŞKANLIKLAR MONOTONLUĞU MONOTONLUKSA ÖLÜMÜ GETİRİR

SANAT ESERİ PARAYLA ALINACAK KADAR UCUZ DEĞİLDİR

BİLİNMEYEN HER NEYSE O SIRDIR

BEN SENİ AYNAYA BAKTIĞIN ZAMANDAN ÇOK GÖRÜYORSAM SANA BAKMAMAI SAĞLADIGIN İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM

SÖZLER DİLİN KALDIRACAGI KADAR HAFİF DÜNYANIN TAŞIMAYACAGI KADAR AĞIRDIR

YILDIZLR HEP YANLIZDIR

VE BEN PEŞİN SEVDİM SENİ SORGULAMADAN GEÇMİŞİNİ

HER AYRINTI BİR BASAMAK HER BASAMAK BİR ENGELDİR

ÜRETİLEN DEĞERİN ÜCRETİ PEŞİN ÖDENMİŞTİR

AT KONUŞABİLSEYDİ 'SIRTIMDAN PARA KAZANIYORSUN ' DİYE HAKKINI İSTERDİ

YALANCIYA NE YAKIŞMAZ Kİ

SAYGILI OLMADAN SAYGIN OLUNMAZ

ASLANI BİR DİKEN İNSANA BİR SÖZ ENGELDİR

İKİ  TÜRLÜ HAMAL VARDIR BİRİ SIRTINDA TAŞIR BİRİ BEYNİNDE YANLIZ SANATÇILAR BUNDAN MUAFTIR

MÜTEVAZİ OLMAK İNSAN OLMAK BAŞARISIDIR

GÜZELLİK SATIN ALINMAYACAK KADAR ÇOK GÜZELDİR

KARAYA AK AKA KARA DEMEK AKI KARA KARAYIDA AK YAPMAZ

DİLEK AĞACININ MEYVESİ TATLI OLUR

GÜVENMEK İSTİYORSAN ÖNCE GÜVENMEMEYİ ÖĞREN

HER KURAL ZEKİ İNSAN İÇİN DEĞERLİDİR

MİLYONLARCA İNSAN PARA İÇİN FAZLA MESAİ YAPTIĞI SÜRECE ESTETİK DEĞERLERİN GELİŞMESİNE ENGEL OLUR

EKTİĞİN BUĞDAYDAN PİRİNÇ BEKLEME

DİL SÖYLER KÖZ KARAR VERİR

GÖRDÜKLERİM DUYDUKLARIM VE OKUDUKLARIM BENİMLE GEZER

BIÇAKLA KESİLEN YER BİR DAHA KESİLEMEZ 

SABIR BEKLEMEKTEN USANMAZ

VERİLEN TAVİZLER GELECEĞİNİ İPOTEK ALTINA ALIR

VAATLER BİR SUNUŞTUR SONUÇ DEĞİLDİR

ZAMANINDAN ÇALAN ÖMRÜNDEN ÇALAR 

HER ÇOCUK DOĞDUĞUNDA BİR MEYVE AĞACI DİK

DÜNYADA ACI ÇEKENLER MUTLU OLANDAN ÇOKSA ÇOĞUNLUK SENDEN YANA

 

    Hiçbir sözcük hiçbir eylemi tam olarak ifade edebilecek yeterlilikte ve güçte değildir.
    Varlığın yansımasından üretilenler ses değerine anlam kazandırarak sözle veya yazıyla ifade ederek kazanımlar elde eder
İnsan doğayla ilişkilendikçe derinleşerek daha da bilinçlenir ve doğayı kendi amacına göre kullanmaya başlar.Bu kullanımlar insandan insana  aktarmalarla gerçekleşir. Keşifler, buluşlar ve yenilikler sürekli biçimde gelişme halindedir.
    Nesiller,zincirin halkaları gibidir. Yani üretimler değişik biçimde ve dallarda olur.
İndirgersem;kimi yansımadan kaynaklanan yansımaları duygu ve düşüncelerini yazı olarak,resim, müzik yada benim gibi heykel formları yaparak gerçekleştirir.
    En çok olan en doğru olandan çok,en yeterli olan en az da olabilir. geçerli olan en az formla en çok anlam üretme şeklidir veya biçimidir. Biraz açarsak, vücut,baş,gövde kollar ve bacaklarla bir bütündür. vücut sadece ürettiği ses değerleri ile duygu ve düşüncelerini anlatmaz. Vücudunu ve bedenini  kullanarak bulunduğu ortamda kendini ifade eder.Beden dili olarak tanımlanır.Burada organlar aktif değer üretmekten uzaktır.Değer üreterek kendini ifade etmenin en doğru biçimi baş,kollar ve bacaklar merkezidir.
İnsan;ürettiği yanlız ses değerleri ile değil,bedenleri ile en doğru,en anlamlı biçimde kendilerini ifade ederler.
Bir eylem bin kelimeyle anlatılmaya yetmez.
 
    1-Hayvanlar güdüsel olarak ses değerlerini aynı benzerlikte üretir;örneğin bir kedi dünyanın başka yerinde ki kediyi görmediği halde aynı sesi çıkarır.İnsansa farklı yerlerde toplum olarak farklı biçimdeki sesleri değişik şekilde anlaşılır. Seslere anlamlar yükleyerek ortak bir anlaşma dili oluşturmuşlardır:Japonlar japon dilini, ingilizler ingilizceyi üretmiştir.örnekler çoğaltılabilir.Kısacası toplumlar farklılaştıkca dillerde faklılaşarak yeni diller üretmiştir. Böylece evrensel dil değerleri yerine toplumsal dil değeri insan yaşamına hakim olmuştur.Yani insanların dilleri ortak olmadığından evrensel değildir.
Beden dili bütün olarak evrenseldir,farkı dilleri konuşan her birey aynı davranışı yapma zorunluluğu vardır;çünkü insan vücudu aynı organlarla ve duyumsamalarıyla genel geçerdir.
   2-Üretimin özünü teşkil eden varlık hareket ederse veya edilirse yansımasının alanını milyon kez daha da fazla genişletmiş olur ki buda üzerinde daha çok durulacak olması sözcüklerin çoklarca oluşmasına neden olacaktır. Varlık olmadan hareket olmayacaktır;ama hareket olmadan varlık mutlakiyeti ile mevcuttur.Varlık üretilmediği sürece sıradan bir değerdir. Var olma  mücadelesinde her canlının yaşamak için kendini koruma zorunluluğu vardır. Her organizma gücünün direnciyle orantılıdır.
   İnsanın  varlığıyla paralel olan her yansıma  değer yargısıyla biçimlenir.Bilinçli yada gayri ihtiyaride olsa öznel merkezli olarak gerçekleşir.
   3-Öznel olarak
A-İşitsel
B-bedensel
  a-işitsel olarak hoşumuza bir çok sesten etkilenerek ona yöneliriz.
  b-Bedensel olarak etkilenme daha güçlüdür ve risklidir;çünkü burada hem düşünsel olarak hemde bedensel olarak var olma mücadelesi yapılmaktadır.
     İnsanın psikolojik olarak etkilenmesi vücudu geçici olarak bağımlı hale getirir ve şartlı refleksler geliştirir,insan da kendi içinde bağzı arıtmalar yapar.
     Bedenen var olmanın temelinde etkilenme daha geniş boyutludur. Dağdan yuvarlanan bir taşın size doğru geldiğini görünce yada bir arabanın üzerinize hızla geldiğini gördüğünüzde vücudunuzda olabilecek davranış biçiminin olumsuzluğunu tahmin edebilirsiniz. Bir diğer açıdan bakarsak;elinizde tutttuğunuz çiçek demetinin üzerine konan kelebeğin karşısında takılacak davranış biçimi farklıdır. Burada önemli olan hareket merkezli varlığın ne olduğundan çok, insanı yönlendiren,biçimlendiren bir değer olmasıdır.     
     Vücutta kol bir organdır.Kolumuzu kaldırıp indirdiğimizde
    1-Zaman
    2-Kolun kalkması için harcanan güç
    3-Boşlukta çizilen açı
    4-Boşluk üreterek havanın yer değiştirmesine neden olmak
    5-Kol kaslarının vücutla olan ilişkisi ve her farklı hareketi milyonlarca daha fazla yansıyan değer elde eder.Burada önemli olan hareketi doğuran neden değil hareketten üretilen değerdir. Hareket olmasaydı, kol sadece kol olarak veya bir kaç niteliğin yansımasından öteye gitmezdi
Varlığın her hareketi ile üretimsel bir alan kaplayan , bu alanın içinde dahil olan insana yönelmeye başlar.Sert esen bir rüzgarı yönlendiremessiniz ;ama rüzarın yönelişine yön verilemez mi?
    Varlığın hareket alanı ne kadar genişse değer üretetimi de okadar fazladır. Varlığın etkisi insanın direnciyle doğru orantılıdır. Bir kırmızı rengi veya gücümüzün yettiği bir varlığı ortadan kaldırmaya  yetiyorsa bu tür varlıklar geçici olarak etkide bulunurlar.
Vücut diş geçiremediği varlık karşısında aciz kalırsa, etki olumlu veya olumsuzda olsa uzun süreli bir gök gürlemesinden korkulur;ama bu ortadan kaldırılamaz.
Her varlık başlı başına bir değer veya değerler bütünüdür. Bu değer hareketi ile doğru orantılı olarak gelişir ve her gelişmesiyle yansıyan değerler insanı yönlendirir.biçimlendirir; çünkü organizmanın bir algılama yetisi vardır. Bu görsel,işitsel, dokunsal olduğundan yönelme kaçınılmazdır.
Yansımaya yönelen insan, kendisiyle eylem üreterek farklı yansımaların üretilmesine neden olur ki yansımalardan başkaları da yönelecek ve biçimlenecektir. Böylece yansımanın yansımasından üretilen değer verileri daha zenginleşmiş ve gelişmiş olacaktır.Bu da insan bilincinin gelişimine neden olacaktır.Bu süreç etkilemenin etkisiyle özgün daha özgün davranış ve değerler ortaya koyacaktır. Etkileşim bilincin düşünsel eylemi olarak ta devam edecektir.
    Hayal kuran insan dünyanın bir ucuna en kısa sürede gidip gelmekte. Yani bir anda kendiniz başka biriyle veya başka bir yerde olabiliyorsunuz varlık hareket etmeden duruyorsa onu hayal ederek yerini değiştirebilirsiniz yada hareket ettirebilirsiniz.
Bununla üretilen değerler sınırlı olsaydı insanın yönelmesi okadar etkili olmayacaktı.
    Varlık nedeni ne şekilde olursa olsun insanın rotasını tahin eder.Bir büyüye ve güce sahiptir.İnsan bir evin mekanı avucunun içine alacak kadar küçük içine girecek kadar büyük ve bilincinde,dünyanın her yerine taşıyacak yetenek ve güce sahiptir.
Varlık her ne şekil ve biçimde olursa olsun her değişimi bir üretim biçimi olarak genişleterek zenginleşir. Her gelişme başka gelişmelere yol açar.Bunun yanı sıra değişimler olurken akışkan bir boyut içindedir; çünkü yapılan hiç bir eylemin aynı tekrarı mümkün değildir. Ne kadar benzer yansısada yakından ilişkili değildir.
Havada bir kuşun, bir  uçağın yada bulutun kütlesine bakıldığında yerçekiminin dışında kendisini hisseder. Bu hissi yaşamak için gökyüzü herkeze açıktır. Orada gezinince çok özel ve özgün duygular yaşanactır.
    Varlık hareketin olması için boşluğun olması gerekir.  Bir taşın yuvarlanması için önünün boş olması lazım Gökyüzü boş bir alan olmasaydı kuşların uçmaları mümkün olmayacağı gibi varlığında hiç bir hareketi mümkün olmayacaktı. Yani yürüyemezdik,oturup kalkamazdık, el kol hareketi yapamazdık veya hiçbir canlı kendini ifade edemezdi. boşluğun varlığı varlığın içinde olmasaydı anlamını çoğaltamayacağı gibi estetikte bir deger katamazdı. Örneklendirecek olursak, bir balerin izlerken büyük haz alırız;fakat bir güreş veya boks maçını izlerken aynı hazzı almayız;çünkü balerin konumuna göre boşluğu çok güzel kullanırken  boksör veya güreşçilerde hareket kendi içinde gelişir, boşluğun önemi ikincildir.
Balerinin her hareketi heyecanı artıtır. Bunun nedeni ise, balerin uzay boşluğunun varlığını hareket ettirerek yerçekiminiden uzaklaştırmış gibi görünse de insana büyüleyici bir haz yaşatır,adrenali artırır.
     Yukarısal formlar herzaman güçün temsilini çağrıştıran formlardır.Çekim güçü var ama ; gök çekimi yansımasını yaşatırlar. Varlık uzay boşluğunu doldururken başka boşluklarda seyirci tarafından tamamlanması amaçlanmıştır. yani;hiçbir heykel formu yapmayanı bu boşlukta olan heykeli düşünerek onu kendisi yapmış ve yapıyor konumu yaşatmaktır. Bunu da hayal güçü ile tamamlamaktadır. Yani bu çalışma evrensel ortak dile doğru gitmeyi amaçlamaktadır.
     Varlığın hareket etme yeteneği kendi niteliği ile ilişkilidir.
Hareketin genişlemesi uzay boşluğuyla doğru orantılı olarak gelişir. Boşluk ne kadar geniş hacimliyse harekette o genişlikte alan  kaplayarak takıntısız,engelsiz,özgürce hareket eder.
     Hareketi sağlayan alana sınırlanırsa özgürce davranmayı engeller.Oysa sanatın özgün olabilmesini sağlayan en önemli etken özgür bir atmosferi olmasıyla olanaklıdır.
     Sanat mantığı zorlamaz çünkü; sanatta mantığı aşan farklı bir otonom mantıkla gelişerek, kendine özgü kurallarıyla var edilerek ortaya koyulur. Kural koyucu yansımanın yansıması ile birleşerek ortaya çıkar.

Abuzer Çalışkan

Bir çok kişisel ve karma sergilere katılan sanatçının yurt içinde ve yurt dışında koleksionerlerde yapıtları bulunmaktadır.

ÇALIŞTIĞI MALZEMELER : Mermer Taş, Lule Taş, Deri Yontuculuğu yanında, Seramik Heykel çalışmaları yapmaktadır.

Online Kişiler

Şu anda 5 konuk çevrimiçi

iletişim

Heykeltraş: Abuzer Çalışkan 
Email: heykeltras@abuzercaliskan.com
Website: http://www.abuzercaliskan.com